Tanıdık Bir Efsanenin Öncesinde: Macross Zero

İnceleme

Macross Zero hikayenin en başı ve aynı zamanda doğaüstü olayların en yoğun yaşandığı bölümdür. Bunun sebebi Shoji Kawamori’nin öykünün doğal yapısına uygun bir arkaplan hazırlamaktan çok hikayenin özünü arama çabası içinde oluşunu gösterir. Gerçekten de birçok Macross serisinde yansımalarını gördüğümüz Protoculture (Eski çağlardaki insanların dışarıdan bir müdahele sonucunda evrimleştikleri ve bunun sonucunda bir dönem için günümüzden çok daha ileride bir teknoloji yakaladıkları teorisi olup dünyada yaşam ya da evrim kavramlarının dışarıdan bir etki ile başladığını savunan Sporlanma teorisine destek niteliğindedir) teorisinin temelleri burada atılmaktadır.

Seriyi hazırlayan ekibin oldukça sağlam bir tarihsel araştırma yaptıkları anlaşılmakta, zira Maya’lardan Uzakdoğu kültürüne, Hint mitolojisinden antik Mısır’ın gizemli dönemlerine kadar uzanan bir çok uyuşan öge ustalıkla alınıp birleştirilmiş. Örneğin kabile reisinin OAV #2’de anlattığı öyküde ki efsanevi yaratık (Ada halkının Kadun olarak andığı , Maya ve Aztek’lerin ise Quezacotl dediği) farklı isimlerle de olsa dünyanın nerdeyse tüm tarih öncesi kültürlerinde yer bulmuş bir ögedir. Tek tek örnek evrmek gereksiz diye düşünüyorum , yapımcılar eski kayıp kültürlerin izlerini Macross tarihi ile çok iyi harmanlamışlar. Ortaya hikayenin başı için çok iyi bir başlangıç noktası çıkmış. Bunun yanısıra Miyazaki’nin Mononoke Hime’sine belirgin göndermeler var. (Doğanın rahat bırakılmasının insanların dünyasının geleceği için önemi veya uyanan “öfkeli” Tanrı’nın kendi kafasını acı içinde araması gibi)

macross_zero

Mecha kalitesi ve savaş sahnelerinin kareografisi çok çok iyi tutturulmuş. Humanoid tasarımları sevmeyenler bile seriyi Top Gun benzeri bir “dogfight” silsilesi olarak izleyip zevkin doruklarına çıkabilir. Hepsi bu kadar da değil : Dogfight sahnelerini her görüşünüzde Afterburner’ların bıraktığı ısı izleri, otomatik makinalı toplardan seyreltilmiş radyoaktif başlıklı ağır toplara dek tüm silahların atış açısı, duman ve seslerinin yarattığı değişimlerden, chaff’ların etki açısına hatta “Pougatchev Cobra” gibi askeri havacılık terminolojisinde gerçekten olan manevralara yer verilmesine kadar saymakla bitmeyecek birçok öge zaten zirvede olan kaliteyi iyice körükleyen faktörler arasında. Askeri donanım ve terminolojiye hayran biriyseniz Macross Zero size istediğinizi %100 veren yapımlardan biri olacak.

Teknik altyapının kalitesine ayrı bir parantez açmak gerekli diye düşünüyorum. Macross Zero teknik beklenti olarak tüm eklentilerimi değiştirdi. Şunu da kesinlikle söyleyebiliriz : Macross Zero 2000’lerin ilk yarısında görüp görebileceğiniz en iyi CGI sekanslarından bazılarını barındıran yapımdır. Kimi zaman sahnelerdeki detay o kadar üst plana çıkıyor ki en azılı Mecha düşmanının bile ağzının açık kalacağını birçok sahne için garanti edebilirim. Bu da yetmezmiş gibi birçok yapımın aksine CGI sahneler birkaç sahnenin rötüşlenmesinde kullanılmış bir cila değil. CGI sekansları mekanik ünitelerin, savaş sahnelerinin, bulutların ve kimi zaman sadece denizin göründüğü sahnelerde bile kullanılmış. Ortaya da görsel bir şölen çıkmış. Bu teknik meydan okumaya silahların namlularından çıkan boş kovanların sesinin neredeyse ayrı ayrı ayırd etmenizi imkan sağlayan kullanımını da eklediğinizde Macross Zero teknik olarak şu an için zor ulaşılabilecek bir yerde duruyor. Hem de bundan 10 küsür yıl önce yapılıp bitirilmiş olmasına rağmen. Özellikle teknik altyapının kullanımının tavana vurduğu nokta olan OAV #3’deki gece savaşı sahnesi ve #5’deki son savaştan sonra kendinize kolay kolay gelemeyeceğinize garantimi verebilirim. E hala daha fazlasını istiyorsanız aşağıdaki resme bakın , ve bunun bilgisayarla oynanmış bir artwork , bir oyundan capture edilmiş screenshot yada bir filmden sahne olmadığı doğrudan Macross Zero’daki yüzlerce CGI harikası sahneden biri olduğunu belirtmek isterim.

87d4a9b65846

Kalite bu kadar iyi olunca bu yapımı Macross Plus’la karşılaştırmak kaçınılmaz oluyor. Ama yine de tüm teknolojik üstünlüklerine rağmen Macross Zero’nun hala Macross Plus’un gerisinde kaldığını söylemem gerekli. Macross Zero en kadar mükemmelse Macross Plus o mükemmeliği her izleyişinizde biraz daha yukarı çeken bir yapım olacak kalacak bence. Sanırım Samurai X : Rememberance’den sonra 90’ların en iyi OAV çalışması olan Macross Plus’um övülmeden geçilemeyecek özelliklerinden biri de kuşkusuz Soundtrack kalitesi idi. Macross Zero’da hikayenin geçtiği yer ve zamandan dolayı eski serilerden alıştığımız müziklere yer verilemediğini görüyoruz. Bu bir eksi değil, ambians kullanılan müziklerle fazlasıyla yakalanabiliyor. Bu manada Macross Zero gerek teknik gerekse içeriksel yönden gerek Macross Plus’dan gerekse alıştığımız klasik tarz Macross’lardan çok da geride olmadığını görüyoruz.

Sonuç

Final konusunda birçok Macross hayranının birleştiği nokta sonun çok fazla belirsiz ve mistik bırakılmasınının serinin solid yapısına ters düşen noktaları olması. Ama aslında 5 OAV’lık görsel ve işitsel şölen söz konusu olunca fazla denilebilebilecek bir şey de kalmıyor. Sonuç olarak Kasım 2004 itibariyle elimizde Anime olayının nelere kadir olduğunu gösteren ve Macross tarihi açısından da gerçek bir 3. milat özelliği taşıyan bir yapım duruyor. Son cümlelere yaklaşırken Mecha sevin sevmeyin Macross Zero’nun mutlaka izlemeniz gereken kalitede bir yapım olduğunu tekrar tekrar belirtmem gerekiyor. Popülerlik beklentisine kapılan ana akım Anime yapımların kaliteyi ara ara düşürdüğü şu günlerde bundan iyisini zor bulursunuz diye düşünmekteyim.

Yorumlar