Ekim Ayı Özel: Dünyanın Çeşitli Yerlerinden Cryptidler

Each-uisge (İskoçya)

Kızarmış sözcüğü için iki cryptid adayım vardı, biri kızartılarak pek çok kralın sofrasını şenlendirdiği iddia edilen Elwetritsch, diğeri ise kızarmış et kokusuyla çekilen Each-uisge. O gün at çizesim olduğu için ikincisini seçtim. Each-uisge yazılır, i-çuu-viziç diye okunur. Gördüğünüz gibi telaffuzu çizmekten daha zor. Genellikle kelpie ile karıştırılsa da, ondan çok daha tehlikelidir, hatta at şeklinde olduğuna inanılan su canavarlarının en tehlikelisidir. Kelpie ile en belirgin farkı, tuzlu suda yaşamasıdır, yani deniz veya denizden beslenen göllerde var olabilir. Kelpie genellikle tatlı su gölleriyle nehirleri tutar. En ünlüsü Nessie, yani Loch Ness Canavarı’dır.

Each-uisge biçim değiştiricidir; çok güzel bir at, midilli, yakışıklı bir erkek ya da dev bir su kuşu olan boobrie’nin kılığına girebilir (Bu da İskoçya’ya özgür efsanevi bir yaratık olup hayli ilginçtir, dursun.) Olur da güzel bir at formuna girdiyse, “Ay ne güzelmiş binip şöyle bir turlayayım” diyen talihsiz sadece karadayken güvendedir. Suyun varlığını hissettiğinde sürücüsünü hızla oraya çeker, suya girdiği an derisi yapışkan bir sıvı salgılar, kurtulamayan kurbanını denizin en dibine çekerek boğar, sonra da ciğerini yer. İlle insan eti yemez, koyun, kuzu, ne bulursa götürür, hem de pişmiş sever. Kıssadan hisse: İskoçya’da su kenarlarında başı boş güzel atlar görürseniz dokunmayın ve binmeyin. Yakışıklı bir adam görürseniz saçına iyi bakın, yosun ya da çamur varsa kaçın.

Each-uisge sayısız söylenceye konu olmuştur. En ünlü hikayesi kızı öldürülen bir adamınki; adamcağız intikam almak için kızgın demirden iki kanca yapmış, sonra da kestiği bir koyunu gölün kenarında ağır ateşte pişirmeye başlamış. Az sonra gölün yüzeyini sis kaplamış ve Each-uisge gelmiş, adam oğluyla beraber kancaları yemek yiyen hayvanın bedenine saplamış, böylece yaratık kaçamamış ve kısa sürede ölmüş. Sabah cesedinin olması gereken yerde çamurumsu bir eriyik duruyormuş.

Aynı zamanda çapkındır; özellikle su kenarlarında hayvan otlatan kızlara musallat olurlarmış. Bir tanesi, yakışıklı bir erkek kılığında kıza yaklaşmış, sonra da başını kucağına koyup uyumuş. “Ayyy, ne romantik erkek!” diye dibi düşen kız, adam uyanıp gerindiğinde ellerinin yerinde toynak olduğunu fark edince, “Şey, beni evden bekliyorlar,” deyip üç buçuk atarak uzaklaşmış. Bir başkası, evde yalnız bir kadına musallat olup bacaklarının arasına kaynar suyu yiyince kaçmış. Bir köyde, bir babayla üç oğlu evin kızına göz koyan atı sıkıştırıp, tırmıklarla öldürmüşler. Ancak pek çok efsanede normal silahın işlemediği, gümüş kurşunla öldürülebildikleri söylenir. Bu arada göz koyduğu kızları baştan çıkarıp sevişmez, yine götürüp boğarak ciğerini yermiş, yanlış anlaşılma olmasın.

İngilizler buna aughisky derler, eğer uzun bir süre denize dönmeden eğitilirse en iyi yarış atlarının bunlardan çıktığına inanırlarmış. Ben insana dönüşürken çizmeye çalıştım, olduğu kadar.

Deniz Kızı (Her Yer?)

Dördüncümüz, en ünlü cryptidlerden. Aslında mitolojik yaratıktır, ama o kadar çok gördüğünü iddia eden olmuştur ki cryptid de sayılıyor. Ben büyü kelimesi için seçtim, zira cryptidler genelde hayvan oluyorlar, öyle doğa üstü şeyler pek yok.

Deniz kızlarıyla ilgili sayısız hikaye ve efsane vardır. En bilineni, Andersen’in Küçük Deniz Kızı masalıdır. Ama burada cryptid dediğimiz için “gördüğüne inananların” hikayelerine değineceğim. Yeri gelmişken, Disney’in Küçük Deniz Kızı’nı orijinal masalla karşılaştırdığım bir yazımı da buradan okuyabilirsiniz. Yazıda Mezopotamya’da bulunmuş balık kıyafetli adamlar yüzünden bu inanışların katlanarak arttığını söylemiştim.

Çoğu kültürde illa ki deniz kızı vardır, mesela İrlandalı deniz kızlarına merrow denir. Bu efsanelerde deniz kızının küçük beyaz bir şapkası (cohuleen druith) ya da tokası bulunur, biraz kürkünü kaybedince denize geri dönemeyen Selkie kadınlarıyla (fok-kadınlar) benzerlik gösterirler. Erkekler kızı beğenirler, sonra da sihirli objesinin ne olduğunu öğrenip saklarlar, bazen toka ya da tarak da olabilir. Deniz kızı evlenip çocuklar doğurur, evinin kadını olur, ama bir gün evde temizlik yaparken tarağını buluverir. Kimi kaçıp gider, arada çocuklarını görmeye gelir, kimi evinin kadını olmaya devam eder, kimi tamamen kaçar, çocukları filan da umuru olmaz.

İrlanda’da Li Ban adında bir kızın, ailesi boğulduktan sonra yıllarca bu talihsizliğin gerçekleştiği gölde yaşadığı bilinir. Kız sağ kurtulur, ama bir daha su yüzüne çıkmaz, yavaş yavaş belden altı somona dönüşür. Köpeği de su samuru olur. Sesi çok güzeldir, bir gün şarkı söylerken bir kayıkta gölden geçen yolcuların dikkatini çeker. Aralarından biri rahiptir, kızı hemen vaftiz eder ve kız oracıkta ölür, ama ruhu cennete yükselir. (Ya kimse kusura bakmasın ama bayağı bildiğin “gösterelim anam” vakası olmuş bence. Yazık kıza.) Bu efsane hakkındaki ilginç detay, Annals of the Four Masters hakkında, İrlanda’nın orta çağ  söylencelerinin kaydedildiği bir kitapta geçmesidir.

Binbir Gece Masalları’nda da deniz kızları vardır. Zaten aslen Arap değil Hint masalları olduğu için, Hintli denizcilerden gelmiş olmaları mümkündür.

En ünlü deniz kızlarına gelince… Biri Suriye’nin Afrodit’i diyebileceğimiz Atargatis‘tir. Tanrıça bir ölümlüye aşık olmuş, ama istemeden onu öldürmüş. (Nasıl oluyorsa, eli mi kaymış?) Birlikteliklerinden ünlü Babil Kraliçesi Semiramis doğmuş, kendisi Asma Bahçeleri’ni yaptırdığı sanılan zat.

Bir başka efsane, Büyük İskender’in kız kardeşi Thessalonika için kaydedilmiş, kendisi aslında bir deniz kızıymış ve Ege Denizi’nde çevirdiği denizcilere İskender’in sağlığını sorarmış.

Bunlar genellikle kayalara oturup saçlarını tarayarak şarkı söylerler, ya da o formda görünürler. Bunların en ünlüsü, Fransa’nın Douarnenez Koyu’nda görüldüğü söylenen Dahut‘tur, Ahes diye de bilinir. Dahut, Ys (İis diye uzatılarak okunuyor) Kralı Gradlon’un kızıdır, şehir su seviyesinin altında olduğu için (Niye yapmışlar öyle salakça bir şey, belirsiz) koruyucu duvarları varmış, deniz azdığında kapıları kapatılırmış ve anahtar bu kızdaymış. Dahut bir gece sevgilisini içeri almak için kapıyı açmış, sonra da şehir suların altında kalmış.

Hristiyanlık sonrası öykülerde, Dahut’un sevgilisi aslında Guenole yakışıklı bir azizdir, günahkar baba-kızı uyarmaya gelmiştir, ama herhalde kızın iflah olmayacağını görüp, şehre tanrının gazabını çağırır, böylece sel basar. Dahut onu kurtarması için babasına yalvarır, adam onu yukarı çeker, ama aziz kızı bırakmasını, yoksa kendinin de öleceğini söyleyince Dahut’u suya atar. (Bu kısım Eskimoların deniz tanrıçası Sedna‘nın öyküsüyle bire bir aynıdır.) Dahut deniz kızı olur, Bröton kıyılarında, kayaların üzerinde saçlarını tarayıp şarkı söyleyen sarışın bir kız görürseniz aman diyeyim, kaçın. Tüm erkeklere karşı kinli olduğu söylenir. Ben çok kısa anlattım ama Ys efsanesi çok fazla ilginç figür barındırır, mesela Dahut’un annesi, Kuzey’in Cadısı Malgven de ilginçtir, bir rivayete göre onun ruhunu taşıması için Dahut’u doğurmuştur. Çok özet yazdım, Ys Efsanesi gerçekten ilginç ve  araştırmaya değer.

Yorumlar