Kitapları ve Filmleri ile Harry Potter Fenomeni: Azkaban Tutsağı

Öteki tarafta Potterların bu sene ilk defa-üstelik yakın arkadaşları Hagrid tarafından-aldıkları Sihirli Yaratıklar dersi ile Hipogrif Şahgaga ile tanışma fırsatı buluyoruz. Aslında dünya tatlısı olan bu varlık, görünüş olarak da gayet asil dursa da tehlikeli sonuçlara gebe olabiliyor. Zaten kitapta da Malfoy’u sakatlaması düşünüldüğünde, bu tarz yaratıklarla uğraşılmaması gerektiğini anlıyorsunuz.

Yine Yunan mitolojisi çıkışlı olan bu hayvan türü, bir Griffon ve dişi atın çiftleşmesi sonucu ortaya çıkıyor. Zaten Griffon’larla doğrudan benzerlik göstermesi itibari ile onları bu şekilde anmamızda da bir sakınca görmüyorum. Kartal başı, aslan-at karışımı vücutları ve yine kartlar kanatları ile Şahgaga için kitabın ana canavarı rolünü üstleniyor diyebilmemiz de mümkün. Felsefe Taşında Üç Başlı Köpek, Sırlar Odasında Basilisk ve bir nebze Aragog’un üstlendiği rol bu sefer Şahgaga’da. Rowling’in bu tarz dışarıdan vahşi ancak içerisinden tatlı gözüken canavarlar ile ne kadar hayvan sever bir kimse olduğunu da anlıyoruz.

Remus Lupin

Öteki taraftan bu sene Karanlık Sanatlara Karşı Savunma hocamız Remus Romulus Lupin. Harry’nin ebeveynleri ve onların geçmişi ile bağ kurmasında önemli bir yeri olan Lupin, aynı zamanda Sirius Black’in de eski dostu. Kendi halinde, mütevazi bir kişilik olan Lupin için serinin en sevilen KSKS profesörü olduğu söylenebilir. Harry ile olan bağı ve bir kurtadam oluşu ile de hikayeye kattığı derinlik yadsınamaz. Elbette Lupin’in kurtadam oluşu da bir tesadüf değil. Rowling’in hikayesini yaratırken tesadüflere yer vermeyi sevmediğini, neredeyse her şeye bir anlam biçtiğini daha önce de belirtmiştim.

Remus Romulus isimleri Roma Mitolojisinde de kendine yer bulmuş önemli isimler. Roma’nın kurucu ataları olarak kabul edilen bu ikili, bebek yaşta annesiz babasız kalmış ve bir kurt tarafından bulunup, (evet Türk efsaneleri ile benzerlik gösteriyor. Bunun sebebi de İtalikler ve Türk ırklarının ortak kökeni olan Etrüsklere dayanmaları) büyütülmüş kimselerdir. Bir kıskançlık sebebi ile Remus’u öldüren Romulus’un Roma’ya hükmetmesi ile hikaye sona ermektedir. (Habil ve Kabil’e kadar dayanıyor yani hikaye) Bu ikilinin gerçek olduğuna dair teoriler mevcuttur ve sırf bu mit üzerine, kurt postları ile dolaşan bir tarikat bile bulunmaktadır. Sonuç olarak Lupin’in isimleri buraya dayanmaktadır ve bu yüzden kurtadam olarak o seçilmiştir. Elbette burada Rowling’in seçiminden bahsediyorum yoksa isim yüzünden bu haldedir diyemeyiz.

Hikayenin ilerleyen kısımlarında ortaya çıkan zaman döndürücü, çapulcu haritası gibi şeylerle beraber hikaye kendi içinde genişleyip, bir dönem Hogwarts’da havalı olmanın tanımı olan James, Sirius, Lupin, Peter dörtlüsünü mercek altına alarak bize harika bir hikaye arkı sunuyor. Her ne kadar Voldemort’un gözükmediği yegane kitap olsa da, Sirius’un baştan sona yarattığı gerilim ve Voldemort’un asıl yancısı olarak tanıştığımız Peter Pettigrew ile onun varlığını çokta aramıyoruz. Zaten Rowling’in bu hikaye ile birlikte Voldemort ismini unutturmaya çalışması da bir sonraki kitapta yüzümüze çarpacağı gerçeğin hazırlığı.

Sirius Black

Üzerine konuşulması gereken son karakter de Sirius Black. Hikayenin kötü adamıymış gibi gösterilen ancak klasik Rowling twisti gereği, aslında masum olduğunu anladığımız bu ağabeyimiz, belki Wizarding World’ün gördüğü en karizmatik kimsedir. İyilerin içinden de böylesinin çıkabileceğini kanıtlayan Sirius, bir insan olsaydı muhakkak rockstar olurdu diyebiliriz. Kara büyücüler çıkartmasıyla ünlü bir soydan gelmesi ancak o karanlık içinde bile beyaz kalabilmesi karakteri yücelten detay. Daha Felsefe Taşının başında Hagrid’e motorsikletini verdiği söylenen bu adam ile Rowling’in kafasında kurduğu evreni nereye götüreceğini biliyor olması onu gözümüzde çok daha yüce kılıyor.

Bu yazı, "Kitapları ve Filmleri ile Harry Potter Fenomeni:" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar