Undertale – Azimle Dolup Taşıyoruz!

Yolun devamında ise Papyrus’u Kral’la konuşurken görüyoruz, meğersem yaptığı her şey bizi ele geçirmek içinmiş! Aradan bizi öldürmesi gerekmediğini söylese de, Papyrus’a olan güvenim burada biraz sarılmadı diyemem. Fakat bizi öldürmek isteyen arkadaşından korumak için yalan söylediğini öğrendiğimde de “Hadi hadi, seni gidi eşşek. Tamam hadi güveniyorum sana.” dedim.

04

Papyrus

Oyunun oldukça ince düşünülmüş yerlere sahip. Örnek olarak Sans ve Papyrus karakterlerinin isimleri dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. İsimleri font isimleri aslında ve oyun içerisindeki yazı şekillerinde de isimlerine ait olan fontlar kullanılıyor. Okunmamış Junk postalar, bir posta kutusundan dolup taşıyorlar. Hangimiz gidip de Junk Mail’lerimizi okuyoruz ki? Veya oyunda bulduğunuz müzik CD’lerini çaldığınızda oyunun arka plan müziği seçtiğiniz CDye göre değişiyor ve müziklerin etkilerini de oyunda görüyoruz.

Undertale neredeyse kusursuz bir oyun. Oyunda sadece birkaç tane bug var. Ancak endişelenmeyin, bu bug’lar aslında bilerek bırakılmış, yapılmış enstantaneler. O yüzden oyuna boyun eğin ve oynamaya devam edin.

Ve eklemeden geçemeyeceğim; oyuna yeni baştan başlasanız da, silip tekrar yükleseniz de oyun sizi hatırlıyor. Daha önce yaptığınız seçimleri, konuşmaları hatırlıyor. Hareketleriniz çok önemli. Siz çok önemlisiniz. Bunu sakın unutmayın!

05

Junk Mail’le dolup taşan posta kutusu.

Yazının başında da belirttiğim gibi, “Kimseyi öldürmek zorunda değilsiniz.” ile alakalı biraz bilgi vermenin de zamanı geldi diye düşünüyorum. Bu cümle, bu şeker tatlı cümle öylesine edilmiş bir laf değil, bir yemin. Oyunda gerçekten kimseyi öldürmek zorunda değilsiniz. Karşınıza çıkan her canavarın canını bağışlamaya götüren bir yolu var. Mesela, köpekler sevilmekten, sanatçılar hevesli izleyicilerden hoşlanıyorlar ve ruh hallerini olması gerektiği bir ölçüye getirirseniz de saldırganlığı onlar da bir kenara bırakıyorlar.

Her zaman “Kaç” özelliğini kullanabilirsiniz tabii, ancak her canavarda işe yaramıyor bazen sorumluluklarınızla yüzleşmeniz de gerekiyor.

Bunun yanında eğer bir cani gibi karşınıza çıkan her şeyi kesip biçmeye oynarsanız da, deneyim puanı da kazanıyorsunuz. Tabi sadece canavarların hayatlarını bağışlamak deneyim puanı kazandırmıyor ancak altın kazanıyorsunuz. Kazandığınız altını da oyunda belirli yerlerde bulunan dükkanlardan, dondurmacılardan, tüccarlardan eşya satın almak için kullanıyorsunuz. (Sümüklüböcek yarıştırmak için de kullanabilirsiniz tabi, eğer kumarbaz tarafınızı dizginleyemezseniz.)

06

Kral Asgor’un en iyi savaşçısı Undyne ile karşılaşmalarımızda sürekli bir şekilde durumdan paçayı kurtarıyoruz. Ancak her şeyle olduğu gibi, onunla da yüzleşme zamanımız geliyor. Undyne ile olan dövüşümüz biraz zorlayıcı, yani zorlayıcıdan ziyade uzun ve bir noktadan sonra oldukça da insanı yoruyor. Reflekslerinizin kuvvetli olması gerekiyor. (Uyarı, uykunuz varken oynamayın.) Savaş öncesi karşılaşmamızda, gözünü insan-çocuktan çevirip direk olarak bize bakıyor, bu küçük çocuğun arkasına saklandığımız için bizi aşağılıyor. Canavarların ne kadar azimli olduğunun hikayesini anlatacakken de, “NEDEN ANLATAYIM Kİ! BİRAZDAN ÖLECEKSİN ZATEN!” diye krizlere giriyor, her kötü karakterin aslında yapması gerektiği gibi. Yani yapması gereken krize girmek değil, öldüreceği adama hayat hikayesini anlatmak yerine doğrudan eyleme geçmek.

Tabii her karşılaşmamızda amacının ne olduğunu biraz daha belli ediyor ve öğreniyoruz ki 7 adet insan ruhu toplanırsa, Kral canavarları Underground’dan serbest bırakabilecek ve yüzeye, onlara ait olan topraklara geri dönebilecekler. Şu ana kadar altı tane ruh toplamışlar, biz de onlara yedinciyi dağdan düşerek ayaklarına kadar getirmiş oluyoruz.

07

Undyne

Undertale her ne kadar tamamiyle Troll bir oyun gibi görünse de kendi içerisinde, kendi standartlarında da ciddiyetini korumayı her daim başarıyor. Oyunun sizinle dalga geçiyormuş gibi geldiği her an aslında önünüze serilen “E bu ne şimdi?” diye düşündürüp suratınızda yandan çarklı bir gülümseyle ekrana baktığınız zamanların hemen arkasından durumun ciddiyetini belirten bir şeyler de geliveriyor.

Durumun ciddiyetini de, vereceğiniz kararlar seçeceğiniz seçenekler eğer yanlış ise öleceğinizi söylediklerinde anlıyorsunuz. Pek gözden kaçırılabilecek bir durum değil yani.

Yorumlar