Lavuk Evil Paladin’in Hikayesi – Bölüm 4

Bir süre sonra, soyumuzun kanında bazı doğaüstü şeyler olduğunu hatırlıyor, adamlarına devle ilgili verdiği emri geri çektikten dakikalar sonra iyileşmeye başlıyor. Hikmetinden sual olunmaz, ailemizin taptığı karanlık “Efendi” adamı böyle çarpar işte. Çok iyi oldu, çok da güzel iyi oldu tamam mı?

Kaleden ayrılmadan önce Bükülmez Kalkan Şövalyeleri ile anlaşıyoruz. Biz yokken Gümüşel’in ayaktakımını eğitmeleri yönünde talimat veriyoruz. Zaten adamların hepsi BKŞ’den korkuyorlar, gözümüz arkada kalmadan diğer kuzeni almak için, Çürümetruk yoluna düşüyoruz.

Tikicon Kayıkçı Emmi

Bir kaç gün boyunca ben ve iki kuzenim yol alıyoruz. Çürümetruk, çok büyük bir gölün ortasındaki iki adadan oluşuyor. Adaların birinde vahşi yaratıklar, büyücülerin deneyleri vs. var. Diğerinde ise kötücül büyü akademileri, ustalar ve öğrenciler bulunuyor, kuzenimiz de orada. Amcam büyüyle yerini gösterdiği için, daha önce gitmiş gibi yerini biliyorum. Gölün kenarına yaklaşınca, ilerideki adanın siluetini görüyorum. Kendime örnek aldığım uzun adam gibi veriyorum coşkuyu:

“Ah o tepeye bir kilise çok yakışırdı, bir ara gelip yaptıralım. Zaten Çürümetruk’u ilk Kızılöfke sülalesi keşfetmiş sonradan büyücüler gelmiştir” diyorum. Kendime güvenim maşallahlık… Gölün kıyısı civarında dolanıp, karşıya geçmek için bir formül arıyoruz.

Az ileride köy gibi bir yer görüyoruz. Üst başları çıplak, dikenli telleri boyunlarına dolamış, ağızlarına tenis topu sokmuş, çok afedersiniz BDSM gibi sapık tipli herifler var köyde. DM bize bu köydekilerin dış görünüşlerini tarif edeyim derken bilgisayarından çok acayip sitelere girdi bu arada. Aman diyeyim aman… Çok feci şeyler var bu bdsm işinde sakın bulaşmayın.

Neyse bir süre sonra, sapsarı saçlı, üstü çıplak, erkek olmamıza rağmen bizim bile cinsel dürtülerimizi harekete geçiren (DM öyle dedi valla ben tahrik olmadım, Gümüşel’i bilemem ama o kesin tahrik olmuştur) çok çok yakışıklı bir adam yanımıza yaklaşıyor. Belli oldu buranın oynakbeyi bu. Çok müzikal, neredeyse doğaüstü bir sesle soruyor:

Adam : Merhaba beyler, size nasıl yardımcı olabilirim?
Estanerion (Ben) : Bu kayıklar senin mi len?
A : Eh, öyledir.
E : Karşıya geçicez biz.
A : Ödemesini yaparsanız neden olmasın?
Gümüşel (kesesinden 1 altın çıkarıp adamın önüne atıyor) : Aha al sana ödeme!
A (gülerek) : Başka ödeme lazım. Evli misiniz?
E : Höööst sana ne!
A : Evli misiniz değil misiniz?
Zuros : Ne biçim adam bu ya!
E : Evli olsak bile söylemiyoruz, ne yapacaksın onu?
A : Tamam evli değilseniz de çocuğunuz var mı?
E : İyice sapıttın ama Greatsword’u yiyeceksin şimdi beynine bak!

lavukEvil2

O sırada Gümüşel nasıl olsa parasını verdim diye kayıklardan birinin içine oturmuş. Kürekleri bulamayınca, elleri ile fışı fışı yaparak ilerlemeye çalışıyor. Yemin ediyorum gerizekaaalı bu oğlan. Azıcık gitmişken adam bir işaret yapıyor, kayık uzaktan kumandalı gibi anında geri dönüyor.

Adam : Ben istemezsem kimse buradan karşıya geçemez, tanrılar bile! Gölün Efendisi benim! 
E : Abartma lan, o kadar güçlü olsan uzaktan kayığı elinle mi çağırırsın! Parmaklarını şıklattığında, gitmek isteyeni karşı adaya ışınlardın. Bizi kör cahil mi sandın! Kayıklara iki büyü yapıştırmışsınız o kadar!
G : Kayığın altına saklanmış birileri vardır belki, bu işaret yapınca kayığın suyun içinde itiyorlardır!

Pes doğrusu, bu ne zeka! Bu sırada bir yandan da“belki de adamın eline bağlı ip vardır, kayığı çaktırmadan geri çekmiştir” diye elini kolunu sallayarak ip aramaya başlıyor. Tabi az önce yere attığı 1 altını da tekrar yerden alıyor. Bırakır mı hiç!

Bu sırada ben ellinci defadır, adama dalsak mı dalmasak mı diye düşünmekteyim. Nihayet ağzındaki baklayı çıkarıyor.

Adam : Çocuğunuz yok diye düşünüyorum, o zaman bize çocuk verin!
E : Oha! O ne demek oluyor?
A : Bizim burada kadınlar var, onlardan bize çocuk yapacaksınız bu da geçiş ücretiniz olacak. (bir işaret yapıyor, arkadaki garip tiplerin arasından 2-3 tane kadın yanımıza gelmeye başlıyor.)

Bu noktada gözüm hemen Gümüşel’e kaydı doğrusu. Zuros uçkuruna sahip çıkar ama Gümüşel’in durumu malum… Ancak bizimki kadınlara saldırmadan önce hemen tepkimi veriyorum.

E : Sen bizim soyumuza nasıl talip olursun lan! Bizim soyumuzdan gelecek çocuklar soylu olurlar ve ailemizin toprakları üzerinde hak iddia edebilirler. Böyle bir şey söz konusu bile değil!
Z : Bunun için başına gelecekler var!!!

Bu sırada nasıl oluyorsa amcamızın sesini fısıltı gibi kulaklarımızda duyuyoruz :

“Sakın kabul etmeyin!”

Amcaaaaaa! Amcacığım! Nasıl da özlemişim, meğerse bizi büyü ile uzaktan izler dururmuş. Amcam benim ya, bir anda neşe doluyorum, dudaklarımın arasından cevap veriyorum :

“Hiç merak etme amcacığım, elime ve dilime sahip olamasam da belime sahip olurum bilirsin. Burada çocuk yapmamız gibi bir şey asla söz konusu olamaz”

Bu sırada ahlaksız tekliften dolayı, biz iyice gerildiğimiz için ellerimiz silahlarımıza gidiyor. Tam adama dalacağız, gölün sisleri içinden başka bir kayık geliyor ve içindeki cübbeli şahsiyet, bizim tikicon adama sesleniyor :

“Ustamın selamı var, bu yolcular ustamın konuklarıdır, geçiş ücretini biz kendi aramızda hallederiz. Karşıya ben geçireceğim onları”

Göle bir bakıyoruz, yeşil, pis kokulu, içinde garip şeylerin yüzdüğü ürkütücü bir yer. Biz ayrılmadan önce Zuros, adamın yanına gidip bir güzel tehdit ediyor :

“Senin için saat başladı, tik tak! Vaktin gelecek, o zaman burada olacağız!”

Heyt, laflara bak sen. Neyse biz bu iti kara kaplıya not ettik, tik tak dediği de level 10’dan sonra gelip, bir güzel döveceğiz onu kast ediyor kerata. Her neyse, yeni gelen adamın kayığına atlıyoruz, içimden geçiriyorum:

“Bindik bir alamete, gidiyoz kıyamete. Amanieyynn…”

Devamı gelecek… Gibi…

Bu yazı, "Lavuk Evil Paladin'in Hikayesi" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar