Arkabahçe’den Yıllar Sonra Daredevil: Korkusuz

Arkabahçe’nin Korkusuz adıyla raflara kazandırdığı Daredevil macerası The Man without Fear‘ın bende kişisel bir yeri var. Zira bu yazı için yayınevinin yeni baskısını okumama rağmen Korkusuz ile tecrübem bundan 16 sene evveline, Arkabahçe’nin Daredevil’ı yerli okura ilk tanıştırma zamanına denk geliyor. Kitabın o dönem orijinal kırmızı kapağıyla basıldığını ve üzerinde “D” harbi taşıyan karanlık bir figür hariç Daredevil’a yönelik hiçbir net ipucu barındırmadığını hatırlıyorum. Sanatçısını asla öğrenemediğim bu kapağın bende büyük merak yarattığını söylemem gerek, Korkusuz’u okumaya tamamen bu ilk cazibenin etkisi ile, hiçbir ön bilgiye sahip olmadan başlamıştım.

Bu ilk okuma deneyiminde Korkusuz beni derinden etkilemişti. Yıllar boyu bu ciltteki çoğu replik aklımda kalacak, bazı planlar çizgi roman algımın oluşmasında temel oluşturacaktı. Benim bu kadar etkilenmemin sebepleri çeşitliydi. Karakterin karizması ve alışılmadık arka planı bir yana, varoşlardan çıkma bir başlangıç hikayesi o dönem süper kahraman türünde kesinlikle alışık olduğum bir şey değildi. Ne var ki Korkusuz’un ilk basımı okurun Daredevil’ı sahiplenmesine yetmedi. Karakterin tanınırlığı 2003 yılında Ben Affleck’in Matt Murdock rolünü üstlendiği ilk sinema uyarlaması ile bir nebze sağlanacaktı. Lakin bu tanınırlık da ne Korkusuz albümünün ne de diğer Daredevil maceralarının satışına bir etkide bulunabilecekti.

Aradan 16 sene geçti ve Korkusuz’un trajik macerasını tekrardan okudum. Bugün Daredevil hakkında daha çok şey biliyor, karakterlere daha aşina bir gözle bakıyorum. Peki kitaba karşı fikirlerim değişti mi?

İkinci Okuma

Bu ikinci okumayı ilk seferkinden daha olgun bir zihinle, eleştirel bir şekilde yapmaya çalıştım. The Man without Fear’ın ilk beş sayısından oluşan hikaye bize Matt Murdock’un çocukluğunu, kendisine özel güçlerini kazandıran kaza dönemini ve kostümlü kahraman olmadan hemen öncesindeki ilk çatışmalarını anlatıyor. Daredevil külliyatına Netflix dizisi ile başladıysanız Korkusuz size pek çok noktada ilk sezonu anımsatacaktır. Boksör ve gururlu bir babanın bir anda hayata karşı savunmasız kalmış oğlu Matt, gizemli Stick’in yardımıyla potansiyelini açığa çıkarmayı öğrenecek, bu sırada babasının intikamını almak için ilk maskeli eylemini gerçekleştirecektir. Asla planlanamayacak bir hata ile sonlanan bu intikam operasyonundan sonra macera ileri yıllara, Matt’in üniversitede Elektra ile tanışmasına sıçrar.

Korkusuz pek çok detayı ile kendini her fırsatta bir Frank Milller hikayesi olarak hissettiren bir çalışma. Hatta bir açıdan, klasik bir Daredevil hikayesinden çok klasik bir Miller anlatısı olmayı daha iyi başarıyor diyebiliriz. Karanlık ve çirkin bir metropolde kanunların hiçe sayıldığı bir düzen ve bu düzende kendi kanunlarını koymayı hedefleyen kahraman Miller’ın özellikle 1980 sonlarından itibaren temel şablonuna dönüşmüştü. Dark Knight Returns ve sinemaya uyarlanamamış orijinal Robocop 2 senaryolarındaki sert ve kovboyvari kahraman tasarısı Korkusuz’da da var. Hikayenin ikinci yarısındaki kurtarma operasyonu size sanki bir Dirty Harry filmi seyrediyormuşsunuz hissini verecek tempoda tasarlanmış. Miller’ı çizgi romanda kendine has kılan da bu sert ve maço tempo.

John Romita Jr.‘ın çizer olarak bu tempoya en iyi uyum sağlayacak isimlerden olduğunu söylemek gerek. Romita’nın çizgilerinin Miller’ınkilere benzerliği Korkusuz’da bir avantaj olmuş olabilir. Miller başka bir çizerle birlikte aynı dili bu rahatlıkla konuşamayabilir, Korkusuz bambaşka bir şeye dönüşebilirdi. Peki Miller kendi çizse neler olurdu? Açıkçası okurken merak ettiğim bir soru oldu bu, ne yazık ki bir cevabımız yok.

Varoşlardan Çıkma Kahraman

Daredevil hikayelerinin ilginç bir çekicilikleri var, aradan geçen yıllara rağmen çoğu macera güncelliklerini yitirmiyor. Bunda hem hikayelerin iyi kotarılmalarının hem de benzer çalışmaların çok fazla üretilmemesinin etkisi var. Yayıncılar varoşlardan çıkma kahraman fikrine nedendir bilinmez mesafeliler. Punisher ya da Daredevil gibi örnekler istisnai başarılar olarak karşımıza çıkıyorlar; bugün Marvel’ı ayakta tutan kahramanlar hep krallar, tanrılar ya da büyük teknoloji şirketi sahiplerinden çıkıyorlar. Hayal gücünün buna kanalize edilmesinin getirileri olduğu kadar kayıpları da bol. Sokağın işleyişini birebir gören ve yansıtan maceralar olmadan yola çıkarsanız, anlatacaklarınızı çoğu noktada yarım kalmaya mahkum edersiniz. Genelde Daredevil ve bu yazı özelinde Korkusuz macerası, Marvel hikayelerinde eksikliği bolca hissedilen bir şeye karşılık geliyor ve bir açlığı gideriyor.

Özellikle yerli çizgi roman sanatçısının eğer farklı bir şeyler üretmek istiyorsa Korkusuz’dan alabileceği bolca ders var. Üstelik ilk baskısından bu yana aradan geçen yirmi beş seneye rağmen.

Yorumlar